Zamanın Sözü

21 Mart 2011 Genel

Servet ve iktidar sahipleri, Ebuzer’e şöyle dedi: KUR’AN’da başka ayet yok mu ki Tövbe 34-35 ayetlerini her yerde okuyup duruyorsun: Tövbe; 34-35: [Ey iman edenler! Hahamların ve rahiplerin bir çoğu, insanların mallarını hem haksızlıkla yiyor hem de onları ALLAH yolundan alıkoyuyorlar. Altını ve gümüşü biriktirip de [kenz] ALLAH yolunda infak etmeyenleri acı bir azabın beklediğini haber ver!. O gün o biriktirip yığdıkları [Kenz] cehennem ateşinde kızartılacak ve alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak. “İşte bu bencilce biriktirip yığdıklarınız [kenz]; tadın bakalım, denilecek]

Ebuzer şöyle cevap verdi:

Tabi ki var ..

Fakat ZAMANIN SÖZÜ  [ayeti] budur ! ..

Servet ve iktidar sahipleri, bu kez, ayette Yahudi hahamlarından ve Hristıyan ruhbanlarından bahsedildiğini, hitabın Müslümanlara olmadığını, Ehl-Kitap ile ilgili olduğunu söyleyince Ebuzer’in [yaşayan] yorumundan kaçamadı: ZAMANIN HAHAMI VE RUHBANI SENSİN

Zamanın sözü ..

Zamanın hahamı ve ruhbanı ..

Buraya bir MİM koyalım ..


Servet ve iktidar sahibinin BAŞKA AYET Mİ YOK diyerek üzerine alınmadığı, içinde üç kez biriktirme, yığma, hazine yapma anlamına gelen [KENZ] kavramının geçtiği ayet nazil olduğunda ise olanlar çok ilginç. Bakın neler olmuş ..

Dönem Medine’ye hicretin 9. yılı civarıdır.

Peygamberimiz ölmeden 1 veya 1.5  yıl önce nazil olan bu ayet nüzul tarihinde son sıralarda inen ayetler gurubundan.

Devir Mekke’nin fetihten sonra, iktidar, devlet, bolluk yıllarıdır.

Ortam yığma, biriktirme, hazineye hortum bağlama ve kendine yontmaya gayet müsaittir.

Bilgi, iktidar ve servet fırsatları Müslümanların önüne serilmiş, devran dönmüş yokluk yılları gerilerde kalmıştır.

İşte tam da böylesi bir anda ateş tehditleri ile dolu [KENZ] ayetleri geliyor.

Yığmaya, biriktirmeye, kendine yontmaya karşı şiddetli azap tehditleri ile dolu o kenz ayetleri ..


Bu ayetler gelince Hz. Peygamber mescitte üç defa [Kahrolsun kânizûn] yani,  [Kahrolsun/yok olsun biriktiriciler] veya [Kahrolsun altın ve gümüş] diye bağırıyor ve bunu üç defa tekrar ediyor [Kaynak olarak lütfen bakınız: Tebben el-Kânizûn/Tebben el-Fızza tebben ez-Zeheb]

Öyle ki sesinin şiddetinden mescitin tavanına serili yapraklar dahi titriyor.

Bu hal sahabeye çok ağır geliyor ve kara kara düşünmeye başlıyorlar.

Hatta bazıları dışarı çıkamaz, üzerinde para [altın ve gümüş] taşıyamaz oluyor.

Hz. Ömer’e giderek durumu anlatıyorlar.

[Hiç para taşımayacak mıyız] [Ne kadar malımız olabilir peki] diye soruyorlar ve Hz. Peygamber’den tabiri caizse bir [yumuşama] bekliyorlar.

Hz. Ömer Peygamberimize gelerek durumu anlatıyor.

Cevap şu oluyor: [Zikreden bir dil, şükreden bir kalp, dinine yardımcı olacak bir zevce] [Kaynak olarak bakınız:  İbn Kesir; Tövbe 34. ayet tefsirinde ve İ. Canan Ceylan; Kutüb-i Sitte; Zekat; 2011. hadis ve şerhi]

Yani beklenen [yumuşama] gelmiyor ..

Öyle ya böyle buyurdu ALLAH ..


Ebuzer’in [yaşayan] yorumunu günümüze taşırsak, ahbâr yani, [haber veren] ruhbân ise [korkan/korkutan] demektir. Her kim insanlar üzerinde bilgi, iktidar ve servet tekeli yani [kenz] oluşturup, bunları halkla paylaşmaz, kendi hegomoyası için kullanmaya kalkarsa zamanın ahbarı ve ruhbanı o olur. Bilgiyi [kenz] edenler: Bilim adamları, din alimleri, aydınlar, sanatçılar, entelektüeller vs.  Bunlar zamanımızın bilgiyi – sanatı yani [ahbârı] ele geçirip halkı  kendilerine zebun etmek isteyenleridir ..

İktidarı [kenz] edenler: Liderler, siyasetçiler, askerler, bürokratlar, amirler, memurlar vs. Bunlar zamanımızın iktidarı ele geçirip halkı yetki, makam, rütbe vb. ile tehdit edenleri ve korkutanlarıdır ..

Serveti [kenz] edenler: Zenginler, sermayedarlar, bankalar vs. Bunlar zamanımızın parayı ele geçirip insanları açlıkla, yoksullukla, gelecek kaygısı ile korkutanları ve yığdıkları ile halk üzerinde hegemonya kurmaya çalışanlarıdır ..

Her kim bunları yapıyorsa zamanın ahbârı da ve ruhbânı da onlardır ..

Onlar biriktirdikleri ile dağlanacaklar ..

Kendilerine yonttukları o bilgi, iktidar ve servet [ATEŞ] olarak kendilerine geri dönecek ..

Çünkü bütün bilgi, iktidar ve servet yani [mülk] ALLAH’ın yani halkındır ..


Şu halde [zamanın sözünü] servet ve iktidar sahiplerinin yüzüne haykırmak gerekir.

Ve o [Lehu’l-Mülk]‘den başkası değildir.

Öyle ki zamanımızda kelime-i tevhid [Lehu’l-mülk] olmak icap eder.

Şöyle ki:

Bu dine girmek için önce tüm mülkün yani, [bilgi, iktidar ve servet]‘in  ALLAH’a [halka] ait olduğunu kabul edeceksiniz. Bunlar üzerinde oluşturulan tüm tekelleri reddedeceksiniz. Bilginin, iktidarın ve servetin bilginler, yöneticiler ve zenginler arasında dönüp dolanan bir tahakküm aracı olmasına karşı çıkacak, halka dağıtılmasını isteyeceksiniz.

Birileri bilgiyi, iktidarı ve serveti yani [mülkü] ele geçirip halk üzerinde bunlardan kaynaklanan bir tahakküm ve hegemonya kurmaya kalkışıyorsa onlara [LA] yani HAYIR diyeceksiniz. Çünkü onlar böyle yapmakla halk üzerinde [ilahlık] taslamış oluyorlar. Demek ki [La = ilahe illallah] kelime-i tevhidin ikinci bölümü oluyor.

Sonra tarih boyunca tüm peygamberlerin bu manada kendi zamanlarının sözünü söylediğini, hassaten de 7. yüzyılda Abdullah’ın oğlu Muhammed’in ALLAH’ın elçisi olarak insanları buna çağırdığını kabul edeceksiniz; [Muhammedun Resulullah]  Bu da kelime-i tevhidin üçüncü bölümü oluyor ..

Yani iş [Lehu’l-Mülk] ile başlıyor ..


Her üç bölümüyle de Kelime-i tevhid KUR’AN’ın hemen her yerine serpiştirilmiş halde geçer.

Kelime-i tevhid’i  Lehu’l-Mülk’ten koparılıp zikir virdi ve mezar telkini haline getirilince anlaşılmaz oldu.

Artık kimse Lailaheillallah’ı mülkle [bilgi, iktidar ve servet] ile ilgili anlamıyor.

Ölülerin arkasından okuyorlar.

Halbuki bu Peygamberimizin dilinde hep [Lailaheillallahu vahdehu la şerike leh, lehu’l-mülk, ve lehu’l-hamd…] şeklinde geçerdi. Yani ALLAH’tan başka ilah yoktur, O’nun ortağı olamaz çünkü MÜLK  O’nundur, övgüye layık yalnızca O’dur ..

Hacc’daki telbiye de böyledir ..

Kabe’nin etrafındaki en büyük [eşitlik gösterisinde] yani [tavaf]‘da her yıl milyonlarca hacı yeri göğü inleterek bunu söyler durur.

Gel gör ki artık bu sözlere ayin, söylendiği yerlere de tapınak diyorlar.


Eğer yeryüzünde 1 milyar insan aç sabahlıyorsa ..

Afrika’da açlığın bitirilmesi için 40 milyar dolar gerekirken, dünyanın en zengin adamı 76 milyar doları [kenz] etmişse. 50 Arap zengini 250 milyar doları [kenz] etmişken, Tunus diktatörü tonlarca altınla kaçmışken, Mısır diktatörü 66 milyar dolar yığmışken, 1.5 milyon insan mezar evlerinde yaşıyorsa ..

Türkiye’de geçen yıl 27 olan dolar milyarderi bu yıl 39 olmuşken, Ortadoğu’da en çok dolar milyarderinin Türkiye’de olduğu ortaya çıkmışken, 5,5 milyon insan asgari ücretle çalışıyorsa, 41 milyon kişi kredi kartı kölesi haline gelmişse ve 13 milyon yoksul varsa ..

Bilgi, iktidar ve servet, bir avuç  [kavmin zenginlikten şımarmış ileri gelenlerinin] yani [ mele-i mütref]‘in elinde bir tahakküm ve hegemonya aracı halinde dolanıp duruyorsa ..

Para, altın ve gümüş tanrısı yani, [mamon] yeryüzü egemenliğini ilan etmişse ..

Totemi para, tabusu mülkiyet olan kapitalizm dünya dini haline gelmişse ..

Para büyücüleri yani, [bankalar] efendi, halk köle sürüsü haline gelmişse ..

Sorarım size ZAMANIN SÖZÜ  nedir ? ..

[Lehu’l-Mülk]  [Mülk ALLAH’ın/halkın] değilse nedir ? ..

KUR’AN’da başka ayet mi yok diyenler ! ..

Bilginin iktidara, iktidarın servete dönüştüğü her yerde [zamanın sözü]  her dem tazedir:  Lehu’l-mülk ! ..


7 yorum
“Zamanın Sözü”
Avatar
orhan

harika anlatım daha ne aranır ki……


Avatar
dilek

yazı çok güzeldi yğundu ve çok beğendim ellerinize sağlık


Avatar
ömer

Yüreğinize sağlık.


Avatar
tahir yıldız

teşekkür ederim..


Avatar
kadir yılmaz

emeğinize sağlık aslında bu yazı sadece burada kalmamalı ulaştırıldığı yerlere kadar,ulaştırılmalı


Avatar
birol CANTEKİN

işçisi açken,tok yatan PATRON bizden değildir.


Avatar
Harun Demir

Sana sorarlar, “Malımızın ne kadarını Allah yolunda harcayalım?” , De ki; “İhtiyacınızdan fazlasını.”




gerekli



gerekli-


Yorum :

KUR’AN’a dönelim, KUR’AN İslam’ı vs. diyerek KUR’AN da,  KUR’AN deyip durmaktan dillerde tüy bitiren söylemleri biliyorsunuzdur. Olumlu işlevi olmuştu bir ara ama artık kabak tadı vermeye başladı. Gayet sığ, derinliksiz ve yavan kalıyor. Artık şöyle denmeli: İyi de HANGİ KUR’AN ? ..

Yanlış anlaşılmasın; birden fazla Kur’an olduğunu kastetmiyoruz. Bir tane KUR’AN var;  tamam, başımız gözümüz üstüne ..

Artık soru şu: HANGİ KUR’AN ANLAYIŞINA DÖNECEĞİZ ? ..

Bir ritüel, ayin ve ÖLÜ METİN haline getirilmiş Kur’an’a mı ? ..

İçinde her türden hikaye, masal, mucize, keramet, kehanet, şifre, cifr bulunduğuna inanılan ve bu haliyle yaşamdan koparılarak ESKİLERİN [...]

Önceki Yazı

Malum, Peygamberimizi davasından vezgeçirmek için Mekkeli müşrikler türlü uzlaşma tekliflerinde bulunmuşlardı Meşhur rivayette geçtiği gibi bunlardan birisinde Peygamberimiz BİR ELİME AYI DİĞER ELİME GÜNEŞİ VERSENİZ DAHİ DAVAMDAN VAZGEÇMEM diyerek geri çevirmişti.
Yaygın kanaate – geleneksel inanışa göre buradaki DAVA inanıp inanmama davası idi. İnkarcılar ALLAH’ı  ve ahireti inkar ediyorlardı. Onların reddettikleri işte bu iman hakikati idi.

Acaba öyle mi ? ..

Andolsun ki onlara gökleri ve yeri yaratan kimdir diye soracak olursanız, onlar hiç tereddüt etmeden kudret sahibi herşeyi hakkıyla bilen ALLAH diyecekler [ZUHRUF 9]
Evet ayet’te de geçtiği [...]

Sonraki Yazı

Kategoriler


192.168.1.1
192.168.1.1